Selin, yoğun bir iş gününün ardından evine döndü. Kendisine bir fincan çay hazırladıktan sonra oturma odasının penceresinin yanında bulunan rahat koltuğuna yerleşti. Gün boyunca yaşadığı koşuşturmanın getirdiği stresi bu huzurlu köşede atmak istiyordu.
Dışarıda yavaşça inen akşam karanlığına dalıp gitmek, Selin için bir tür meditasyondu. Hafif bir rüzgar perdeyi dalgalandırırken, Selin düşüncelere daldı. Hayatın getirdiği zorlukları ve güzellikleri düşündü. Başarılarını ve hedeflerini gözden geçirdi.
Selin, kendine zaman ayırmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha fark etti. Koşuşturma arasında kaybolan mutluluk anlarını yeniden keşfetmenin sevincini yaşadı. Evde yalnız başına geçirdiği bu anlarda dinginleşirken, iç huzurun önemini anlamıştı.
Pencereden dışarıya baktığında mahalledeki sakinliğin aslında ne kadar değerli olduğunu düşündü. Selin Şekerci, bu küçük anların yaşamımızdaki büyük etkilerini anlamıştı. Kendi hayatında, küçük mutlulukların peşinden gitmenin, büyük mutluluklar getireceğine inandı.